Güzel ve Çirkin Masalı Masalý - Güzel ve Çirkin Masalı Masallarý - Güzel ve Çirkin Masalı Hikayesi
Pembepatik.Com | Çocuk Portalý
Türkiye nin En Geniþ Kapsamlý Çocuk Eðlence Sitesi
Oyun
[ Giriþ Sayfasý Yap ]
[ Sik Kullanilanlara Ekle ]
[ iletiþim ]
Sitemizde Çocuklar için Zararlý içerik Bulunmamaktadýr...
Masal Kategorileri
----------Kategori Seçiniz----------
Aşk Hikayeleri
Bir Varmış Bir Yokmuş
Buldum Buldum
Dini Video Hikayeler
Farklı Hikayeler
Gece Bahçesi Maka Paka
Hacivat - Karagöz
Keloğlan Masalları
Masal Arkadaşlığı
Nasreddin Hoca
Poko - Kral Poko
Sesli Hikayeler
Sesli Masallar
Tarçın ve Arkadaşları
Tarihi Masal-Hikaye
Video Fıkralar
Video Masallar
Yeşil Oba
Rastegele Masallar
Temel Reis - Karagöz, Hacivat (Hacivat'ın Evi Yanarsa)
Nasreddin Hoca 3 çizgi Film
Keloğlan Masalları - 26.Bölüm
Fıkralarla Türkiye Erzurum Fikralari 2
BULDUM BULDUM YAGMUR NASIL OLUSUR
Hz.Ömer ve Örümcekler
Kibritçi Kız Masalı
Yeşil Oba - Bölüm 10
Gece Bahçesi 9.Bölüm 2.Kısım
Çizmeli Kedi Masalı
Pulu ve Sebastian Kayboluyor
Keloğlan Masalları - 17.Bölüm
Tarçın Ve Arkadaşları STV İçinde Dışında 2
Martılar Masalı
[ Yeni Eklenen Masallar ]
[ En Çok izlenen Masallar ]
[ Populer Masallar ]
[ Masal Ekle ]
[ Masal RSS ]
<< Güzel ve Çirkin Masalı Adlý Masalý / Hikayeyi izliyorsunuz... >>
Masal Yükleniyor....
Güzel ve Çirkin Masalı
Masal Anlatýmý :
Güzel
ve
Çirkin
Masalı
(
BU
MASAL
SESLİ
MASAL
KATEGORİMİZDEDİR
VE
SADECE
ANLATIMIDIR.VİDEO
YOKTUR.
VİDEO
MASALLAR
BÖLÜMÜMÜZDE
AYNI
MASALIN
VİDEOLU
ANLATIMINI
BULABİLİRSİNİZ.
)
Masal Ek Bilgi :
Bir
zamanlar
zengin
bir
tüccar
varmış.
Üç
kızı
olan
bu
tüccarın
kızlarının
ikisi
son
derece
bencilmiş.
Ama
üçüncüsü,
yani
adı
Güzel
olanı
hem
iyi
hem
de
sevgi
doluymuş. Bir
gün
tüccar,
gemilerinin
şiddetli
bir
fırtınada
battığı
haberini
almış.
Zavallı
adam
varını
yoğunu
kaybetmiş,
geriye
bir
tek
kasabadaki
küçük
evi
kalmış.
Açgözlü
iki
kardeş
bu
durumdan
hiç
hoşlanmamışlar.
Yatakta
yatmak
ve
oflayıp
puflamaktan
başka
bir
şey
yapmaz
olmuşlar.
Evin
bütün
işleri
Güzel’e
kalmış. Bir
zaman
sonra
tüccar
kayıp
gemilerinden
birinin
limana
ulaştığını
duymuş.
Haberin
doğru
olup
olmadığını
öğrenmek
için
yola
çıkmadan
önce
kızlarına,
dönüşte
size
ne
hediye
getireyim,
diye
sormuş.
Açgözlü
iki
kardeşin
neşeleri
hemen
yerine
gelmiş. “Elbiseler
ve
mücevherler!”
isteriz
demişler. “Peki
ya
sen
Güzel?”
diye
sormuş
tüccar. “Bir
gül.
O
bana
yeter,”
demiş
Güzel. Birkaç
gün
sonra
tüccar
evine
dönmek
üzere
üzgün
üzgün
yola
koyulmuş.
Yine
yoksulmuş,
çünkü
son
gemiden
ona
kalan
paraları
da
dolandırıcılara
kaptırmış.
Akşam
karanlığı
bastırırken
bir
ormana
varmış.
Orman
hem
karanlık,
hem
de
soğukmuş.
Şimşekler
çakıyor,
rüzgâr
yerden
karları
havalandırıyormuş.
Uzaklardan
kurtların
uluma
sesleri
geliyormuş. Tüccar
nereye
gitiğini
bilmeden
atıyla
birlikte
karların
üzerinde
bata
çıka
saatlerce
yol
almış,
derken
birden
ileride
pencerelerinden
dışarı
parlak
ışıklar
sızan
son
derece
güzel
bir
şato
görmüş.
Ama
bu
çok
garip
bir
şatoymuş,
çünkü
şöminelerinde
harıl
harıl
ateş
yanmasına,
bütün
odaları
gün
gibi
aydınlık
olmasına
rağmen
ortada
kimsecikler
yokmuş.
Tüccar
seslenmiş,
seslenmiş,
ceap
veren
olmamış.
Sonunda,
beklemenin
bir
anlamı
olmadığını
anlayınca,
atını
ahıra
bağlamış
ve
salondaki
uzun
masanın
üzerinde
hazır
bekleyen
yemeği
yemiş.
Sonra
bir
yatağa
yatıp
uyumuş. Sabah
uyandığında
onun
için
bırakılmış
yeni
giysiler
bulmuş
yanıbaşında.
Aşağıda
da
güzel
bir
kahvaltı
onu
bekliyormuş. “Bu
şato,
bana
acıyan
iyi
kalpli
bir
periye
ait
herhalde,”
demiş
tüccar. “Ona
bir
teşekkür
edebilseydim
keşke.” Tüccar
şatodan
ayrılırken,
bahçedeki
gülleri
fark
etmiş.
‘Hiç
yoksa
Güzel’e
verdiğim
sözü
yerine
getireyim,’
demiş
içinden.
Güllerden
birini
koparmış.
Ama
koparır
koparmaz
müthiş
bir
kükremeyle
inlemiş
her
yan.
Çalıların
arkasından
korkunç
görünüşlü
bir
canavar
çıkmış.
Öylesine
korkunçmuş
ki,
tüccar
neredeyse
korkusundan
bayılacakmış. “Seni
değer
bilmez
adam!”
diye
kükremiş
Canavar.
“Hayatını
kurtardım!
Seni
besledim,
giydirdim!
Sen
kalkmış
güzel
güllerimi
çalıyorsun.
Hemen
ölmeyi
hak
ettin!” Tüccar
Canavar’ın
karşısında
diz
çökmüş.
“Gülü
kızlarımdan
birine
götürecektim
efendim,”
demiş. “Ben
efendi
falan
değilim,
bir
Canavar’ım,”
diye
hırlamış
yaratık.
Sonra
tüccarın
tepesine
dikilmiş.
“O
değerli
kızlarına
gelince…
Git,
sor
bakalım
onlara,
hayatına
karşılık
içlerinden
biri
gelip
benimle
birlikte
yaşar
mı?
Bu
teklifimi
kabul
eden
olmazsa,
üç
ay
içinde
öleceksin.” Tüccar
gün
ışığıyla
aydınlanmış
ormanın
içinden,
üzgün
bir
şekilde
atını
sürüp
evine
dönmüş.
Evde
iki
bencil
kız
kardeş
babalarının
başından
geçen
korkunç
maceraları
dinlerken
kıllarını
bile
kıpırdatmamışlar.
Babaları
onlara
giysi
ve
mücevher
getirmedi
diey
küplere
binmişler.
Ama
Güzel
onlar
gibi
yapmamış. “Baba,
izin
ver
ben
gideyim,”
demiş
hiç
tereddüt
etmeden. “Tabii
sen
gideceksin,
suç
senin,”
demiş
kardeşleri.
“Gül
isterim
diye
tutturmasaydın,
Canavar
babamızı
öldürmeyi
düşünmeyecekti.” Üç
ay
geçince
tüccar
şatoya
Güzel’le
birlikte
gitmiş.
Her
şey
orayı
ilk
gördüğü
gibiymiş:
etrafta
yine
kimsecikler
yokmuş,
sofra
hazırmış.
Yemeklerini
yemeyi
bitirdiklerinde
Canavar
ortaya
çıkmış.
Güzel
korkusundan
tir
tir
titremeye
başlamış,
çünkü
Canavar
babasının
anlattığı
kadar
korkunçmuş,
hatta
daha
da
korkunç! “Buraya
kendi
isteğinle
mi
geldin?”
diye
sormuş
Canavar. “Evet,”
demiş
Güzel. “O
zaman
baban
sabah
olunca
buradan
gidecek
ve
bir
daha
buraya
hiç
gelmeyecek.” Sabah
olup
da
babası
gidince
Güzel
tek
başına
kalmış.
Önce
bir
süre
ağlamış,
ama
sonra
gördüğü
rüyayı
hatırlayıp
biraz
olsun
rahatlamış.
Rüyasında
bir
peri,
“Üzülme,
babanın
hayatını
kurtarmak
için
gösterdiğin
bu
cesaret
karşılıksız
kalmayacak,”
demiş
ona. ‘Belki
de
bu
yaşama
alışırım,’
diye
düşünmüş,
neşesi
yerine
gelmiş
azıcık.
Bahçede
dolaşmış,
güllere
bakarken
içi
hüzünle
dolmuş.
Sonra
şatonun
içini
gezmiş.
Oda
kapılarından
birinin
üzerinde
adının
yazılı
olduğunu
görünce
çok
şaşırmış.
Kapıyı
açıp
içeri
bakmış.
Oda
tam
istediği
gibi
döşeliymiş,
kitaplarla,
müzik
aletleriyle
doluymuş. ‘Canavar
beni
burada
rahat
ettirmeye
çalıştığına
göre,
bana
zarar
vermez
herhalde,”
diey
düşünmüş
Güzel. Sonra
bir
kitap
almış
eline.
Kitabın
üzerinde
altın
yaldızla,
“Sevgili
Kraliçem.
Her
isteğin
emirdir
benim
için,”
diye
yazıyormuş. “Şu
anda
babamı
görebilseydim
keşke!”
demiş
Güzel
yüksek
sesle
Bunu
der
demez
odanın
öte
ucundaki
aynada
babasının
görüntüsü
belirmiş.
Böylece
Güzel’in
yalnızlık
duygusu
ve
ev
hasreti
biraz
olsun
geçmiş. O
gece
yemekte
Canavar
ortaya
çıkmış.
“Seni
izlememe
izin
verir
misin
Güzel?”
diye
sormuş. “Buranın
sahibi
sizsiniz,”
demiş
Güzel. “Hayır,”
demiş
Canavar.
“Şatom
senin
emrindedir.
İstersen
hemen
giderim.”
Canavar
bir
an
duraksamış.
“Yalnız
bir
şey
soracağım.
Beni
çok
mu
çirkin
buluyorsun?” Güzel
ne
diyeceğini
bilmemiş
önce.
Sonra
başını
kaldırıp
Canavar’a
bakmış.
“Bunu
söylemek
istemezdim,
ama
doğruyu
söylemem
gerek.
Evet,
çirkin
buluyorum,”
demiş. Güzel,
yemeğini
bitirince
Canavar,
“Benimle
evlenir
misin?”
diye
sormuş. “Hayır
Canavar,
asla,”
demiş
Güzel. Canavar
derin
bir
iç
geçirirken
çıkardığı
ses,
tüm
şatoda
yankılanmış. Her
gece
saat
dokuzda
Canavar
konuşmak
için
Güzel’in
yanına
geliyormuş.
Güzel,
gün
geçtikçe
Canavar’a
alışmaya
başladığını
fark
etmiş.
Hatta
geç
kaldığında
onu
merak
bile
ediyormuş.
‘Keşke,’
diyormuş,
‘bu
kadar
çirkin
olmasaydı!
Keşke
ikide
birde
bana
evlenme
teklif
etmeseydi!
Çünkü
Güzel,
Canavar’ın,
evlilik
teklifini
geri
çevirdiğinde
çıkardığı
o
sesten
çok
korkuyormuş. Canavar
bir
gün,
“Beni
sevmeyebilirsin
ama,
beni
bırakıp
gitmemeye
söz
vermelisin,”
demiş.
Her
günü
birbirine
benzeyerek
üç
ay
böyle
geçmiş. Derken
bir
gün
Güzel
aynada
babasının
hasta
olduğunu
görmüş.
Hemen
Canavar’a
babasına
bakmak
için
eve
gitmek
istediğini
söylemiş. “Gidebilirsin,
Güzel,”
demiş
Canavar.
“Ama
geri
dönmezsen
kederimden
öleceğimi
biliyorsun,
değil
mi?
Korkarım
ki,
babanın
yanında
kalmak
isteyeceksin
ve
dönmeyeceksin.
Ama
eğer
fikrini
değiştirir
de
dönmek
istersen,
yüzüğünü
yatağının
yanındaki
sehpaya
koyman
yeterli.
Sabah
olduğunda
şatomda
açacaksın
gözlerini.” “Bir
hafta
sonra
döneceğim,
söz,”
demiş
Güzel. Ertesi
sabah
Güzel,
babasının
evinde,
kendi
yatağında
açmış
gözlerini.
Babası
onu
karşısında
görünce
çok
sevinmiş,
kendini
daha
iyi
hissetmiş.
O
gün
öğleden
sonra,
kısa
süre
önce
evlenmiş
olan
kız
kardeşleri
babalarını
ziyarete
gelmişler.
Eve
geldiklerinde
babalarının
biricik
kızını
karşılarında
görünce
kıskançlıktan
ve
öfkeden
çatır
çatır
çatlamışlar. “Dinle!”
demiş
iki
kardeşten
biri.
“Ona
bir
oyun
oynayalım.
Burada
bir
hafta
daha
kalmasını
sağlayalım.
O
zaman
Canavar
gelip
onu
öldürür.”
Bağırıp
çağırıp
onu
kötülemek
yerine,
iki
kardeş
gözlerine
soğan
sürüp
Güzel’in
karşısına
yaşlı
gözlerle
çıkmışlar
ve
ondan
ayrılmak
istemedikleri
için
ağladıklarını
söylemişler.
Güzel
bir
hafta
daha
kalmaya
söz
vermiş. Çok
geçmeden
Güzel,
Canavar’ı
babasını
özlediği
kadar
özlediğini
fark
etmiş.
Bir
gün
rüyasında
Canavar’ı
şatonun
bahçesinde
kaskatı
ve
cansız
yatarken
görmüş.
Uyandığında,
‘Benim
yaptığım
düpedüz
acımasızlık!’
diye
düşünmüş.
Hemen
yüzüğünü
parmağından
çıkarıp,
başucundaki
sehpanın
üzerine
koymuş.
Sabah
gözlerini
Canavar’ın
şatosunda
açmış. O
günün
akşamı
Canavar’ı
beklemiş.
Saat
dokuz
olmuş.
Canavar
gelmemiş.
Dokuzu
çeyrek
geçmiş,
ortalarda
yok.
Birden
endişe
içinde
koşa
koşa
şatodan
bahçeye
çıkmış.
Canavar
bahçede
boylu
boyunca
yatıyormuş.
‘Onun
ölümüne
neden
oldum!’
diye
düşünmüş
Güzel.
Hemen
ona
sarılmış.
Canvar’ın
kalbi
hâlâ
atıyormuş! “Artık
dönmezsin
diey
düşündüm.
Yemeden
içmeden
kesilip
ölmeye
hazırlandım,”
demiş
Canavar
fısıltılı
bir
sesle. “Ama
ben
seni
seviyorum
Canavar!”
demiş
Güzel.
“Seninle
evlenmek
isityorum.” O
anda
tuhaf
bir
şey
olmuş.
Birden
sanki
şato
daha
bir
güzel,
daha
bir
ışıltılı
hale
gelmiş.
Güzel
bir
süre
etrafına
bakınmış,
sonra
tekrar
Canavar’a
çevirmiş
başını.
Fakat
Canavar
yerinde
yokmuş.
Yattığı
yerde
şimdi
genç
ve
yakışıklı
bir
prens
duruyormuş. “Ben
Canavar’ı
istiyorum,”
diye
ağlamaya
başlamış
Güzel.
Prens
bu
sırada
ayağa
kalkmış. “Canavar
benim,”
demiş.
“Kötü
bir
peri
bana
büyü
yapmıştı.
Beni
yüzüne
bakılamayacak
kadar
çirkin
bir
yaratığa
dönüştürmüştü.
Bana
benimle
evlenmek
istediğini
söylemeseydin,
hayatımın
sonuna
kadar
öyle
kalacaktım.” Prens
Güzel’i
şatoya
götürmüş.
Şatoda
Güzel,
babası
ve
rüyasında
gördüğü
iyi
periyle
karşılaşmış. “Gösterdiğin
cesaretin
ödülünü
aldın,”
demiş
iyi
peri
Güzel’e. Peri
sihirli
değneğini
sallamış.
Birden
şatodaki
herkes
Prens’in
topraklarında
bulmuş
kendini.
Orada
halk
coşku
ve
alkışlarla
karşılamış
Prens’i.
Çok
geçmeden
Güzel
ve
Canavar
evlenmişler.
Düynanın
gelmiş
geçmiş
en
mutlu
Prens
ve
Prenses’i
olmuşlar.
Masal Tagý :
Güzel
ve
Çirkin
Masalı
Hit :
5717
--Puan Ver--
- 1 Puan -
- 2 Puan -
- 3 Puan -
- 4 Puan -
- 5 Puan -
Yorumlar
Yorum Ekle
haaaaaaariiiiiiikaaa bir masal herkesin okumasını isterim.süüüper
mrve - 3/3/2009 7:09:24 AM
<< Yorum Sayfalarý >>
1 .
Adýnýz - Soyadýnýz
E-mail Adresiniz
Yorumunuz
Copyright [ 2010 ] @ Aydýn Rauf Bozbey
Çizgi Film izle
-
oyun oyna